Holdingciler lafı gevelemeyi bırakmalıdır

 Kültür Merkezimiz bünyesinde yürütülen kolektif bir çalışmanın ürünü olarak 12 Kasım’da Nâzım Hikmet’in eserlerinin yayıncılarına ve varislere yönelik bir Açık Mektup yayımladık. Bu tartışma bir haftadır sürüyor.
 
Muhatapların halen lafı gevelediklerini ve açık bir tutum alamadıklarını görüyoruz. Yıllardır kamuoyunu aptal yerine koyanlar bu çizgide devam edeceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar.

O yıllar boyunca sansürü ve tahrifatı ele alan, eleştiren bir dizi araştırmacı oldu. Bu kez şairin adını taşıyan bir kurumun saptama ve talepleri sistematik hale getiren örgütlü bir çıkış yapmasıyla yeni bir zemin oluşmuş oldu. Yayın tekeli YKY ve tahrifat suçunun ortakları bu zemini geriye çeviremeyeceklerini bilmelidirler.
 
Geriye dönmek imkânsızdır, çünkü takkenin düşmesinin ötesinde bu kelliği örtecek bir örtü icat edilmiş değildir.
 
Somut konuşalım. İmaları, çağrışımları, satır aralarını bırakalım.
 
Soruyoruz: Yıllardır Nâzım üzerinde yayın tekelini elinde bulunduran Yapı Kredi Yayınları’nın aklına “kurul” oluşturmak ne zaman geldi? Daha önce Nâzım’ın ülkemizde anti-komünist mevzuat ve baskılar nedeniyle sansürlendiğini hiç duymamış mıydınız? “Bulgaristan baskısı” gündeminize neden girmedi?
 
Sahi kaç yıldır o yasal tekelin sahibisiniz? Bu yıllar boyunca aslına uygun olmayan, şairin dünya görüşünü ve mücadelesini gizlemeye beyhude çabalayan yayıncılık işinden kaç para kazandınız?
 
Yoksa Nâzım yeterince gelir getiren bir “meta” olmadı mı? Bu kadar zaman bir komisyon kuramayışınızın nedenini kâr oranıyla mı açıklamayı düşünüyorsunuz?
 
Bu arada sadece Türkiye’de değil yurtdışında da Nâzım Hikmet çevirileri yayımlandı. YKY’nin de birlikte çalıştığı ajansın bilgisi dahilindeki çevirilerdi bunlar. Bir kısmının aslına uygun, bir kısmının ise sansürlü yayımlanmış olmasının sorumluluğu karşısında bir açıklamanız olmayacak mı?
 
YKY ve varis temsilcisinin kullandığı terimler ciddiyetsizdir. Kimse sizlerden “Okur duyarlılığına teşekkür” beklemiyor. Tekel kurduğunuz bir eseri yayıncılık etiğine aykırı biçimde tahrif ettiğiniz gerçeğini demagojiyle karartamazsınız. Bu tartışmaları “kamuoyunu meşgul etmek” diye nitelendirmeniz ise ne kadar paniklediğinizi gösteriyor.
 
O kadar paniklediniz ki, Nâzım Hikmet’in mücadele ettiği düzenin “ticaret erbabı” olan sizler, “defolu ürünü” düzgünüyle değiştirmekle yükümlü olduğunuzu bile unutuyorsunuz. Belli ki ticari itibarınız sanat ve kültür alanının gerektirdiği dürüstlükten önde geliyor.
 
Holdingciler lafı gevelemeyi bırakmalıdırlar.
 
Biliyoruz ki, mevcut sermaye ve piyasa düzeninin kuralları, yani kendi kanunlarınız sayesinde bu düzene karşı mücadeleye yalnızca yaşamını vakfetmekle kalmayan, bunun ötesinde aynı mücadelenin tüm dünyada simgesi olmuş komünist bir sanatçının eserine el koymuş bulunuyorsunuz.
Kendi kurallarınızı bilmiyor olamazsınız. Tahrifatın nedenlerini açıklamak zorundasınız. Bu açıklama da ilgili kamuoyunu “meşgul edecek.” Bu tartışmadan kaçamazsınız.
 
Sessizce “işte doğrusunu bastık ya” diyerek işin içinden çıkamazsınız. İçeriği tahrif edilmiş kitapları geri çağırmak zorundasınız. Ticari itibarınız bizi değil arkanızdaki holdingi ilgilendirir. Kamuoyuna mazeretsiz, yalın ve açık bir özür borçlusunuz.
 
Bütün bunları yaptığınızda Nâzım Hikmet’in eseri üstündeki tekel hakkınız aklanmış olmayacak. Tekel hakkınız sansür ve tahrifat gerçekliği karşısında meşruiyetini tümden ve bir daha geri alınamayacak biçimde yitirmiştir.
 
Yanlış anlaşılmasın, sansür ve tahrifat gayrimeşruluğun nedeni değil, açığa çıkmasının vesilesi olmuştur. Yoksa sanat ve kültür dünyası piyasaya teslim edilemez. Sanat ve kültür ürünlerine alınır satılır metalar olarak davranılamaz. Sanatçılar pazarlamacı değildir. Para hesabının girdiği yerde sanat, sanat olmaktan çıkar. İnsanın insan olmaktan çıktığı gibi…
 
Hele söz konusu olan Nâzım Hikmet ise orada durulmalıdır. Paranın padişahlığına karşı üreten, ömründe bir tek Partisiyle övündüğünü yazan bir devrimcinin eserine bir kapitalist tekel tarafından el konması, söz konusu mücadeleden intikam almaktan başka anlam taşımaz.
 
Sonuç ortada. İntikamcılık Nâzım’ın yayıncılarını, faşizmin yasa maddelerinin, o dizeleri suç sayan polis sorgularının safına düşürmüştür.
 
Sansürünüz de, yasalarınız da, düzeniniz de gayrimeşrudur.
 
NHKM, elinde tahrif edilmiş, sansürlü kitaplar bulunduran okurlara bu kitapların değiştirilmesini isteme hakkına sahip olduklarını hatırlatıyor.
 
NHKM, bütün yayın dünyasını, ilericileri, Nâzım okurlarını, şiirseverleri tepki göstermeye çağırıyor.
 
NHKM, bütün kitap satıcılarını sansüre daha fazla aracılık etmemeye davet ediyor.
 
NHKM, Nâzım Hikmet’in izleyicilerini, yoldaşlarını büyük ozanı yaşatmaya çağırıyor.

20 Kasım 2017

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi

Bir Öneri

Nâzım’ın romanına ilk düzeltme bir bilim insanından…

Nâzım Hikmet'in Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim romanının sansürden kurtarılmasına ilişkin ilk düzeltme bir bilim insanından geldi...

X